Yaşamımda en
çok üzüldüğüm anlardan birisi, Ebulfez Elçibey’le fırsatını bulduğum halde
tanışamadığım… Daha doğrusu tanışmak istemeyişimdi. Üstelik çok komik
nedenlerle.
Gerekçesi;
90’lı yılların başlarında Azerbaycan’a ilk gittiğimde randevu teklif
edildiğinde, sosyal demokrat olduğunu zannettiğim içindi.
Gençlik işte,
onun yerine (milliyetçi olduğu gerekçesi ile) İtibar Mammadov’la görüşmeyi
tercih ettim. Ama onun “bizi Türkler iki kere sattı. Birincisi Atatürk,
ikincisi Turgut Özal zamanında dediğinde hayal kırıklığına uğramıştım.
İkinci
gidişimde ( 1992-93 yılları arasında savunma bakanı) Rahim Gaziyev’in, misafiri
olduğum arkadaşıma, Cebrail’in korunması için Rus birliklerine para teklif
edilmesi önerisi beni hayretlere düşürmüştü.
Demek ki,
hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Yazılanların, anlatılanların, görünenlerin
her zaman arka planında bir şeyler vardı.
Baba Haydar
Aliyev başa geçtiğinde ülkenin petrolleri batı kaynaklı şirketlerin ortaklığı
ile işletilmeye başlanmıştı. Ama yönetim eski KGB sekreteri Aliyev’in
elindeydi. (ideolojik baktığınızda)Tuhaf değil mi?
1994 yılında
Azerbaycan ile Türkiye, Azerbaycan ordusunun kurulumu konusunda anlaşma
yaptılar. Ordunun kurulması ve geliştirilmesi Türkiye’ye teslim edilmişti.
2003 yılında
gittiğimde kirli sakallı genç bir Azerbaycanlı teğmene “ne bu hal” diye
sorduğumda Türk komutanlarının disiplininden şikâyet etmişti. Ama ne var ki,
caddelerde on
yıl öncesinin Türk izleri azalmış yerine Rus izleri artmıştı. Ekonomide Batı,
sosyal yaşamda Rus izleri, ordu da Türk komutası… Tuhaf bir durum değil mi?
2005 yılından sonra İsrail’in silah üretim yatırımları cabası…
Zaman zaman
ufak çatışmalar olsa bile Ermenilerle uzun bir çatışmasızlık… Nihayet 2020
yılına gelindiğinde Azerbaycan Ordusunun hamlesi ve kırk gün savaşları… Yılların
sabırla hazırlanışı semeresini vermiş, Karabağ kurtarılmıştı. Bu arada,
savaştan hemen önce Azerbaycan Genelkurmay başkanı Hüseyin Sadıkov, 27 Eylül
2020’de essiz sedasız görevden alındı. Görevden alınması ile ilgili tek bir
resmi açıklama yoktu. Ordu web sayfasından sessiz sedasız fotoğrafı
kaldırıvermiş. Dedikodular, Rus yanlısı olduğu gerekçesiyle alındığı üzerine.
Akabinde
Ermenistan’la barış, ABD’nin devreye girmesi, Zengezur Koridoru, Ermenistan’ın
Paşinyan yönetiminde Rusları tasfiye çabaları, Ermenistan içinde iç mücadeleler
vs.
Konumuz
Azerbaycan,
Bugüne kadar
Azerbaycanlıların hissettiği ve bildiği ama dünya kamuoyunda bilinmeyen bir
durum vardı. Ülke yönetiminde ve kaynakların kullanımında baş aktör Ramiz
Mehdiyev’in tutuklanarak ev hapsi verilmesi.
Ramiz
Mehdiyev yaklaşık yirmi yıl Azerbaycan’ın iki numaralı adamı olmuş. Bütün işler
ondan sorulmuş. Ekonomi, kamu kaynaklarını yönlendirme/yönetme, kamu makamlarına
atamalar, haddini aşan gayrimeşru servet edinimi vs. Adamda ne ararsan var. Aslında
Azerbaycan’da bunu bilmeyen yoktu. Daha 2013’de gittiğimde, falanca kasabalar
ona ait deniliyordu.
Ev hapsi
gerekçesi şu; Azerbaycan’da demokratik olmayan yönetimin Rusya desteği ile
alaşağı edilmesi için Kremlin’e mektup gönderilmesi. Demek ki seksen yedi
yaşına gelmiş bir adamın böyle işlere kalkışması “akıl ziyanı” olduğu ile ancak
izah edilebilir.
Bu arada,
akabinde birçok kamu görevlisi “suiistimal ve yolsuzluk” suçlaması ile görevden
alınmış.
Bana bütün
bunların, evvelden beri bilindiği ama gününün beklendiği izlenimi veriyor.
Sorum şu;
Neden şimdi?
Devletler
kurulduğunda ( hele Azerbaycan gibi devletler) geçmişin bazı yüklerinden hemen kurtulamıyor.
Mayıs 1920’den Ekim 1991’e kadar Sovyet hegemonyasında olan bir devletin,
bağımsızlığını kazandıktan sonra, tüm işbirlikçi kadrolardan bir anda
kurtulması mümkün değil. (devamı gelecek yazımda)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder