Bu Blogda Ara

8 Ocak 2026 Perşembe

MADURO TRUMP GİYOTİN

 

Bir romanda okumuştum,

Vaktiyle, beş idam mahkûmu idam edilmek için idam sehpasına çıkarılır. Görevliler mahkûmlara beş dakika sonra idam edilecekleri ve bu zaman içerisinde istediklerini yapabileceklerini söylerler.

Sıra beşinci mahkûma geldiğinde, mahkûm ilk iki dakika içerisinde arkadaşları ile vedalaşacağını, sonraki iki dakika içerisinde düşüneceğini ve son bir dakika içerisinde de dünyayı son defa seyredeceğini söyler.

Mahkûm arkadaşları ile vedalaşır sıra düşünmeye gelir. Mahkûm bu iki dakikanın ilk dakikasını geçmişini düşünmeye ayırır. Geçmişini düşünürken, keşke şunu yapmasaydım, keşke böyle yapsaydım… Gibi keşkelerle dakikalarını harcarken yüzü gerilir, hüzünlenir, pişmanlıklar ruhunu sarar. Daha bir dakika dolmadan umutla eğer yaşasaydım ne yapmak isterdim? Sorusunu sorar kendine. Öyle idealler, iyilikler düşünür ki bunları ne kişiliği, ne kalbi ne de beyni kabullenemez. Yine sıkıntıdan buram, buram terlemeye başlar. Daha iki dakika dolmadan dünyayı son defa seyretmekten vazgeçer, celladına “ çabuk bitir şu işi.”

Biz insanların geçmişleri hep “keşkelerle” doludur. Kendimize işkence etmenin en kolay ve masrafsız yoludur. Keşkelerden yola çıkarak geleceğimizi şekillendirmeye çalışırız. Ama o da fayda sağlamaz bizlere… Bu sefer kişiliklerimiz buna elvermez. Bocalayıp dururuz.

Rahmetli atam zaman, zaman hep “iş olacağına varır” derdi. Bu bir kaçış mı? Yoksa kalenderlik-miydi? Bunu hiçbir zaman öğrenemedim. Belki de züğürt tesellisiydi. Yani “keşke” dememenin başka yolu…

Adamın çapı, çekeri bellidir. Dar aklına inat ihtirası haddinden fazladır. Yolları açılır, arkadan itelenir, öyle bir yere çıkarılır ki kendi de inanamaz. İki odalı kenar, köşe mahallede yaşarken bilmem kaç odalı saraylarda altın yaldızlı kuş tüyü döşeklerde uyur. Küçük dağları bir kenara iter, büyüklerini yaratmaya kalkar. Ağzından çıkan her söz kanundan da ötedir. Gün gelir “ben zaten doğuştan seçilmiştim… Tanrı beni özellikle gönderdi.” Der. Bir de Tanrıyı kullanır.

Tuhaftır ki,

İşine gelenler, yalakalar, çaresizler alkış tutarlar. Kendilerine sormazlar ki “ulan bu adamın çekeri ne ki?”

Sonunda,

Gün gelir, görevi biter, onu oraya iteleyenler “hele gel bakalım buraya” derler. Bir de bakar ki çevresinde ne kadar eyyamcı varsa “vay deyyus, bilememişiz, ne melanet biriymiş.” Ona adam bile demezler. Tıpkı Şener Şen’in filminde olduğu gibi.

Düşünüyorum da,

Maduro bütün bunlardan sonra tıkıldığı üç- beş metrelik izbe yerde  “cellat neredesin, bitir şu işi” diyor-mudur?

Rahmetli babam eğer yaşasaydı eminim mutlaka derdi. “Her Maduro’nun bir Trump’ı vardır.”

 

Hiç yorum yok:

MADURO TRUMP GİYOTİN

  Bir romanda okumuştum, Vaktiyle, beş idam mahkûmu idam edilmek için idam sehpasına çıkarılır. Görevliler mahkûmlara beş dakika sonra idam ...