Bu Blogda Ara

8 Şubat 2026 Pazar

GÜZELLER GÜZELİ ANNİK

 


Bizim gibi yaşı kemale ermişler-artık bu dünyada yapacak işimiz kalmayınca- geçmişin ve özellikle delikanlılık çağımızın hatıraları ile yaşarlar.

Bu hatıralar bir, bir gözlerimizin önünden geçer, kimi zaman hüzünlenir, kimi zaman ise gülümseriz.

Hayata tutunmak istemenin, işe yaramaz hale gelmenin verdiği hüznün çıkış yoludur bütün bunlar. Kimimiz de (meziyetimize göre) yazıya döker güncellemeye çalışırız. Kim bilir sonunda bir aşk romanı da çıkabilir.

O zamanlar kız erkek ilişkileri bu denli kolay değildi. Ya karşı cinsine bir fırsatını bulup sakin bir köşede ezile büzüle derdini anlatacaksın, ya da bir arkadaşını aracı koşacaksın. Ama bütün sevdalarımız cinsellikten uzak, saf platonik aşklardı desem abatmış olmam. Çoğu kez bu sevdalar karşı cinsin haberi olmadan yanıp küllenirdi.

Gün gelir, artık tünelin ucu gözüktüğünde geriye dönüp hayata tutunmaya çalıştığımızda, küllenen bu sevdalar yeniden kor olur, ateşi bizi sarıp, sarmalar.

Hele de,

Zamanın gereği, bir şeylere bulaşıp gayya kuyularında debelenmişsek ve bunun ceremesini de mislisi ile ödemişsek… Vaktiyle yanıp tutuştuğumuz sevda bize sığınak, hayatın fırtınalı anılarında sığındığımız liman olur.

Her delikanlı gibi benim de böyle sevdalarım oldu. Sevdalandıklarımdan birçoğunun bundan haberi bile olmadı. Kendi kendime ‘gelin güveyi’ oldum. Kendim yandım, kendim söndürdüm. Kimi zaman mazeretim fakirlikti, kimi zaman ona layık görmemek, kimi zaman da boyumun üç-beş santim kısalığı idi. Ama mutlaka yetersizliğimizin bir mazereti vardı.

Bir çoğumuz, günün şartlarında bu ezikliğin çaresini vatan kurtarma sevdaları ile atlatmaya çalışmakta bulduk. Kimimiz milliyetçi, kimimiz de devrimci oldu. Elbette çoğumuz siyasal mücadelelerimizi bu nedenle yapmadık. Ama sosyalleşememek, hayata daha naif duygularla bakamamanın etkilerinden biri de bu olamaz mı?

Bir de,

Eğer, ‘platonik sevdamız’ vatanı kurtarma sevdasına dönüşmüşse ve bunun bedelini fazlasıyla ödemişsek… Ve tünelin ucu göründüğünde geriye dönüp baktığımızda “bütün bu ceremelere karşılık ben ne kazandım? Demişsek…” İşte o an tek çıkış yolumuz yaşadıklarımızı eksiden artıya dönüştürmenin çabalarıdır. Hele bir de o an yaşadığımız dünya bizim hayal ettiğimizin tam tersi ise, işte o zaman “yandı gülüm keten helva.”

Geri dönülemez yolda tek çıkar yol, daha doğrusu tek teselli geçmişe güzellemeler yapmanın yanında mazeretler uydurmaktır. Ve bol, bol keşkelerle avunmaktır.

Lakin,

Keşkeler bizi bunaltır, benliğimizi sarar, hayatımızı çekilmez kılar, çıkmaz sokaklara sokar. Geçmişten kurtulamamanın, keşkeler girdabına düşmenin handikabıyla yaşadığımız hayatın bütününü, yani geçmişimizi ve geleceğimizi çekilmez kılar.

Bu cendereden kurtulmanın üç yolu vardır.

Birincisi; Geçmişimizi romantikleştirip, güzellemeler yapmak. Bu insana teselli verir hem de geçmişte yaptığımız mücadeleleri bize göz ardı ettirmez. Yani yaşadıklarımızı kutsallaştırmanın, kendi kendimizi avutmanın bir başka yoludur bu. Araya ‘güzeller güzeli Annik’leri’ de sıkıştırır, romanımıza çeşni katarız. Bu bize acı verir, cendereler içerisinde debelenip durur, ahir ömrümüzü dayanılmaz kılarız. Olmayacak duaya âmin demektir ama bu bir tercih meselesidir.

İkincisi; Yaşadıklarımızdan dersler çıkartır, kemale erer, önümüzdeki yaşantımızı daha olgun yaşarız. Çünkü yaşadığımız dünyanın bizim geçmişte yaşadığımız dünya ile yakından, uzaktan bir alakası kalmamış, doğrular yanlış, yanlışlar doğru olmuştur. Kısaca (istesek de istemesek de) geçmişin hükmü kalmamış, yeni bir dünya kurulmakta/kurulmuştur.

Üçüncüsü; Yaşadığımız özelimizde, bulunduğumuz ortamı iyi analiz edip, huzur içerinde elde olanla, imkanlarımızı içinde yaşadığımız toplum lehine kullanmaya, ‘karınca kararınca’ topluma yararlı olmaya çalışmaktır.

Yoksa,

“Uğrunda ölürüm ya…” mantığı, ‘güzeller güzeli Annik’ mal-u hülyası ile tünelin ucunu zor getirir, kalan ömrümüzü tıpkı geçmişte olduğu gibi heder ederiz. Hani bir işe yarasa gam yemeyeceğim de…

Bir de,

İşin bir başka yönü de, topluma gülünç olup, 'köhnemiş beyin' yaftası yemek tarafı da vardır.

 

 

 

 

                         

 

Hiç yorum yok:

GÜZELLER GÜZELİ ANNİK

  Bizim gibi yaşı kemale ermişler-artık bu dünyada yapacak işimiz kalmayınca- geçmişin ve özellikle delikanlılık çağımızın hatıraları ile ya...