Millet
olmak, hele de vatan sahibi millet olmak kolay değil.
Beş
milyon km2 imparatorluk içerisinde tebaa iken, Anadolu’ya çekilerek, yeniden
toparlanıp millet olmaya çalışmak hiç mi hiç kolay değil.
Düşünün
bir kere,
Milletleşmeyi
kaçırmış, bırakın sanayileşmeyi tarımı bile ilkel şartlarda yapan, eğitimi
sıfıra yakın, dışarıdan göçlerle kırkambar bir Anadolu… Anadolu’yu yurt
edinenleri birbirlerine bağlayan din, imparatorluk kültürü ve sığınılacak başka
bir yurt olmaması.
Tarihi
sorumluluk bilinciyle, güçlü duygularla önder olmuş askeri dehalar ve bir avuç yol
göstericilere biat eden bir Anadolu.
Ne
var ki, vatanın kalkınması, toplumun eğitilmesi, ekonominin geliştirilmesi
sadece bir avuç idealistlerle geçekleşmiyor. Toplumun geneliyle alakalı bir
durumdur bu… Ve öncelikle kimlik bilinci ile doğrudan ilişkilidir.
Hangi
meşrepten ve siyasal düşüncede olunursa olunsun öncelik kimlik bilincidir. Bunu
gerçekleştirebildik mi? Toplumun katmanlarında yeterince
oluşturulabilmiş-midir?
Geçen
hafta Fatih Altaylının iki yazısını okudum.
Birincisinde,
Rahmi Koç’un o meşhur fıkrası ile alakalı. Yaşı ahıra gelmiş, ülkenin en büyük
holdingi vasıtası ile binlerle işçi çalıştıran, verdikleri bayilikler ile para
kazandıran bir kişiye haksızlık etmeyelim demeye getiriyor Altaylı yazısında.
İkincisinde,
Fenerbahçe başkanlığına aday olan Hakan Safi’nin başkanlık yarışında 20 milyon
dolar harcadığını ve bu paraları beyhude harcayan Safi’nin toplum yararına
(mesela eğitime harcasaydı) daha doğru olmaz-mıydı? Diye soruyor. Yine Ali
Koç’un Fenerbahçe başkanıyken 250 milyon dolar harcadığını ve 80 milyon
dolarını da hibe ettiğini yazıyor. Yine aynı soruyu soruyor. Bu paraları toplum
yararına yurt, okul gibi kamu menfaatine harcasa idi daha iyi olmaz-mıydı?
Diyor.
Ülkeye
olan sorumluluk toplum katmanları ve bireylerin ülke içindeki konumları ile
doğru orantılıdır.
Alimin
cahile, zenginin fakire, siyasetçinin sivile göre sorumluluğu farklıdır ve çok
daha ağırdır.
Binlerce
işçiye iş veriyorum ya da zamanı gelince zekatımı veriyorum demesi, bir
zenginin vatana ve millete olan sorumluluğunu yerine getiriyor anlamına gelmez.
Bu sorumluluk değil ticarettir. İşçi emeğini ücret karşılığı zenginin hizmetine
sunuyor. Zekât dinin gereği olarak inancından dolayı cebri veriyor. Vergisini
devletin kendisine sunduğu imkanlar karşılığında vermek zorunda.
Halbuki,
Toplumsal
sorumluluk, hak ettiği servetinden gönül rızası ile toplumun yararına
harcamalar yapmasıdır. Bu yaşadığı ülkeye, tarihi geçmişine, ülkenin geleceğine
ve içinde yaşadığı topluma olan vazifesidir/ sorumluluğudur. Ayrıca ne zengine
külfet ne de fakire ulufedir.
Zenginin
bir başka daha vazifesi var ki, sağladığı maddi yardımlardan çok daha
önemlidir. Ülkesini çağdaş teknolojiye, zenginliğe ve medeniyete ulaşması için
başat olmaktır.
Özellikle,
kültürel faaliyetlerle toplumun değerlerini geleceğe taşımanın sorumluluğunu
üstlenmesidir. Sanatın bütün alanlarında ve hatta yemek kültüründe dahi özelde
yaşadığı şehrin genelde ülkesinin dünya ölçeğinde üst sıralarda bulunmasını
sağlamaktır. Ait olduğu toplumun kimliğinin geliştirilmesine katıda bulunmak,
rol almaktır. Dünya siz kimsiniz diye sorduğunda gururla verilecek cevabının
olmasıdır.
“Balık
baştan kokar.” Der atalarımız.
Bu
değiş sadece siyasette, kurumlarda geçerli değildir. Sırça köklerde oturup,
devletin ucuz sermayesinden faydalanıp, Anadolu’nun fakir insanlarını asgari
ücretlerle çalıştırıp, başkalarının patentli mallarını yine Anadolu’ya
pazarlamak bu vatana hizmet değildir. Bu gelişmiş ülkelerin ayakçılığını
yapmaktır.
Bu
aynı zamanda kötü bir örnektir de… Zira kısa ve ucuz yoldan zengin olmanın
yolunu bulmak isteyenlere de yol göstermektir. Toplumsal duyarlılık olmadan
biran evvel zengin olup cakalı arabalarla fink atmak, yozlaşmanın yani “baştan
kokmanın” göstergesi değil de nedir? Ayrıca yolsuzluğun, rüşvetin kapısını açık
tutmaktır. Ahir zamana gelse bile hala bulunduğu yeri idrak edememektir.
Mesela,
Koç
grubunun yedi büyük hastanesi ve sağlık merkezleri vardır. Hepsi de lüks ve
Türkiye’nin batı yakasındadır. Neden ülkenin doğusunda kenar köşe il/ilçede
garip, guraba halkın yararlanabileceği bir tek hastane dahi açmaz?
Bilmem
anlatabildim mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder