1915
yılında Rusya’da hatırı sayılır kıtlık baş gösterir. Menşevikler köylüye
yardıma koşarlar. Ama Bolşevikler bunu reddederler. Gerekçeleri, “eğer halk
rahatlarsa devrim sekteye uğrar.” Çünkü devrim halkın mağduriyeti üzerine
kuruluydu. Yani köylü ve işçi ne kadar mağdur olursa, devrime o kadar kolay
ulaşılırdı.
Nitekim,
Tüm
ideolojiler, “iktidar yolundaki” politikalarını “halkın” mağduriyetleri üzerine
oturturlar. Komünizm halkın fukaralığı, ezilmişliği, milliyetçiler ülkenin
işbirlikçi dönmelerin eline geçtikleri, dini akımlar “inanmışların” dini
baskılara maruz kaldıkları üzerine kurgularlar.
Ya
da,
Eğer
iktidardaki parti otoriterse, hukuku görmezden geliyorsa, yolsuzluk ayyuka
çıkmışsa… Fukaralık halkın ümüğünü sıkıyorsa…Muhalefet partileri bunlar üzerine
yoğunlaşırlar, her gün yatıp kalkıp bu konuları işlerler. Kısaca, halkın
nazarında hangisi prim yapıyorsa bıkmadan, usanmadan bu konuları işlerler.
Ne
var ki,
Tüm
bu sorunların çözülebilmesi için ne gibi politikaların yürütülmesi konusunda ele
avuca gelir çözümler üretmezler. İktidara hariçten direktif verirler “bu
sorunları çöz…” Aslında maksat direktif gerekçelerini pekiştirmektir. “Nasıl
olsa çözemeyecek, o zaman bize gelin.”
İktidarın
gücü olsa, aklı yetse veya niyeti olsa herhalde bir şeyler yapar.
Menşevik,
Bolşevik tarihi örneğinde olduğu gibi muhalefetin maksadı acaba çözüm üretmek
için iktidara gelmek mi? Yoksa tüm bu ajitasyonlar iktidar olmak yolunda
yürütülen bilinçli politikalar mı?
Bu
iki amaç aynı gibi gözükse de sonuç aynı kapıya varmıyor. Birinde mevcut kötü
durumun analizleri yapılır, programlar üretilir, bir yandan da hazırlıklar
yapılır, kadrolar oluşturulur. Parti programı olarak halka sunulur. Yani halka
yanlışlar anlatılır, bunları giderecek programlar sunulur. Dünya artık
sloganlar üzerinden yönetilmiyor. Gerçi bu, önceden başlanılan, uzun vadeli bir
çalışmadır. Seçim sathında özet geçilir.
Öbüründe
ise,
Mesela
emeklinin, işçinin sorunlarını gidereceğiz dediğinde bunu taahhüt eden partinin
iyi niyetini gösterir. O partinin kabiliyetini, iktidara geldiğinde iyi niyetli
hareket edip etmeyeceğini göstermez. Ya beni kandırıyorsan? Ya beceremezsen?
Çünkü ekonomi bütündür, alanlar hep birbirlerine bağlıdır. Para basıp dağıtacak
halin yok. Bir örnek size… AKP 3Y sloganı ile seçmenden oy istedi. Sonuç?
Bir
örnek daha,
Ülkede
demokrasiyi getireceğiz dediniz. Gayet güzel. Kim istemez ki… Demokrasi
getirdik denilince gelmiyor. Bunun alt yapısını nasıl oluşturacaksınız? Mesela ülkemiz
yüzyılının sorunu, lider kültünü nasıl tasfiye edeceksiniz? Bunu açıkça ifade
etmeniz gerekir.
Bir
de,
Dilde
pelesenk edip sloganlaştırılan konular halkta bıkkınlık yarattığı gibi, başka
konulardaki sorunları partilerin görememesine ya da kasıtlı olarak görmemesine
yol açmakta.
Yine
mesela,
Son
günlerde gündeme gelen cemaatler, tarikatlar meselesi. Yolsuzluklar,
çeteleşmeler v.s o tamam. Ama bu cemaatler, değil ülkemizin dünyanın gerçeği.
Bu konuda (öyle veya böyle) ne düşünüyorsunuz?
İşaretim
YENİ PARTİ malum. Gelinim sen işit kabilinden…
Onlara
da hak vermiyor değilim. Aşağı tükürseler sakal, yukarı tükürseler bıyık.
Memleketin hali belli, korkular belli, elde avuçtakiler de belli. Adamın
sermayesi yüklüdür, vara da harcar, yoka da… Eğer sermaye kıt kanaat ise, Allah
kolaylık versin. Sermayeden kastım, nakit değil. Sermaye eleğin altına
düşenler… Bir de nerede ise yarım asır iktidar olmaya hasret kalınmışsa…? Nefis
bu belli olmaz!
Elde,
avuçtaki ile siyasi mücadele edeceksin… Sonra bunlarla iktidara geleceksin…
Allah bu memlekete acısın.
Hukuk
siyasete bulaştırılmış olsa bile ve terk edilen partinin mensupları da olsalar…
B Akraba belediyeler sicile çok kötü işlendi.
Umarım,
Yeni Partililer gidecekleri genel kurulda bunları dikkate alırlar.
Bir
not; MetroPOLL şirketinin yaptığı ankete göre memleketimizin %64,1 kaygı ve
bıkkınlık hissederken; yarınlara %10,6 umutla, %7,2 güvenle bakıyor. Tam da
(iktidar olma namzedi) muhalefete göre bir ülke!... Nasıl olsa malzeme gani…
Hava da müsait.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder