Bu Blogda Ara

4 Ekim 2026 Pazar

BİR MİLLET İKİ DEVLET ve AZERBAYCAN…

 

Vaktiyle, mahalle arkadaşım kardeşi ile kavgalıydı. Kardeşini eline geçirse parça pürçek edecekti.

Dedim ki; “Birgün sana telefon gelse, kardeşin yolda öldü, gel sahip çık. Ne yaparsın?” Düşünmeden “mecburum sahip çıkacağım.” Dedi.

Esas konumuza geçelim,

Sosyal medyada ve bazı büyük medyada; Azerbaycan Birleşmiş Milletler temsilcisinin Netanyahu’nun konuşmasında salondan ayrılmadığını yazdılar, okudular. Milletvekili Mustafa Yeneroğlu verdiği beyanatta Azerbaycan okullarında kız çocuklarına başörtüsü yasağı getirildiğini söyledi. Eminim ki; Azerbaycanlı yöneticiler ve hatta Azerbaycan halkı “sana ne, işine bak” demişlerdir. Nitekim, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde işgüzar bir Azerbaycanlı milletvekili Iğdır’a gelip Sinan Ogan’a oy istemişti. Herhalde biz de “işinize bakın” demişizdir.

Son Karabağ zaferinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabağ Zaferinin Türk Ordusunun katkıları ile kazanıldığını ve hatta Türk Ordusu kazandı demeye getirdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı da daha iki gün önce Yeni Azerbaycan Partisi kongresinde içinde ne varsa kustu. Özetle, bir milyon kaçkınımız varken neredeydiniz? Kullanılan silahların parasını mislisi ile nakit ödedik. Üç bin sizin şehitleriniz mi? Gibi pek de nezaket içermeyen bir sürü laf etti. Adam hırs aldı, kin kustu yani…        

Dünyada böyle densiz liderler her zaman ve her yerde çıkar. Bu (belki bilemediğimiz) siyasetin gereği ama çoğunlukla da karakterlerinden ileri gelir. Daha usturuplu ve adaplı da söylenebilirdi. Buna “devlet terbiyesi” denir.

Dünya dönüyor, tarih de seyrine devam ediyor. Devlet yönetimleri, devlet ve yönetim menfaatlerine uygun (yönetimlerindeki halka ters gelse de) birtakım uygulamalar ve davranışlar sergileyebilirler. Elbette bunların faturası yönetimlere ve topluma yansır.

Biraz Azerbaycan’dan bahsedelim.

Yaklaşık iki yüzyıl önce Çarlık Rusya’sının sonra Sovyet Rusya’sının hegemonyasında kalmış ve nihayetinde 1991 yılında bağımsızlığını kazanmış yeni bir devlet. Üstelik, rejim olarak alışmış olduğu yönetim biçiminden tamamen farklı bir devlet.

Bağımsız olduk demekle hemen devlet olunmuyor. Yönetim ve sosyal olarak yaşanan zaaflar, alışkanlıklar, farklı duygular, oluşmamış/olgunlaşamamış yeni düzen ve bunların rayına oturtulması kolay değil. Türkiye’yi düşünün, arkamızda yüzyılların tecrübesi olduğu halde yüz küsur yıl geçse bile hala cebelleş etmekteyiz.

Üstüne üstlük bir de üst yönetim “devlet tecrübe ve terbiyesinden” yoksunsa… Varın gerisini siz düşünün.

Bunlara örnekler verebilirim. Gerek yok. Bu kimseye ve özelde yazıma da fayda sağlamaz. Azerbaycan hakkında biraz araştırma yapanlar burada yazacaklarımdan çok daha fazla bilgi sahibi olabilirler.

Tüm bu olumsuzluklar zamana özeldir. Yani günümüzün siyasi şartlarına ve yönetimsel anlayışlarıyla alakalıdır. Esas önemli olan tarihi süreç içerisinde halkın duygularıdır.

Düşünelim,

Yüzyıllardır Azerbaycan’la Anadolu hep birbirlerine mesafeli olmuşlar. Mezhep farklılığı gerekçeleri ile didişmişiz, savaşmışız. Osmanlı birkaç sefer kontrol altına almaya çalışmış becerememiş, tutunamamış. Azerbaycan iki yüzyıl Rus hegemonyasında kalmış, geleneksel ve yönetimsel alışkanlıklar edinmiş. Sonra (kartalın yavrusuna haydi uç demesi gibi) 1991 yılında “haydi siz bağımsız oldunuz” demişler. Yani uzun soluklu bir mücadelelerine şahit olmamışız.

Tüm bunlara rağmen Azerbaycan ve Anadolu halkları demişler ki “yahu bizim Kaf dağının ardında kardeşlerimiz varmış.” Kısaca, tarih unutmuyor, milletler de genetik yapılarının bir yerlerinde bu hasletlerini saklıyor. Gün gelip fırsat doğduğunda Aşkar ediyor. Önemli olan da bu. Gönül ister ki bizi yönetenler bunları bilerek, idrak ederek beyanat versinler, hareketlerini, adımlarını ona göre atsınlar.

Kısaca demem o ki; siz gerek sosyal medya ve siyasetçilerin gerekse daha devlet terbiyesi alamamış yönetimlerin hesapsız, kitapsız, densiz ve dengesiz hareket ve söylemlerine kulak tıkayıp, tarihin biz Türk Milletine bahşettiği ve vazife olarak yüklediği imkanların idrakinde olalım. Sosyal alanda, siyasetçilerden ve siyasetten bağımsız- ki buna Azerbaycanlı kardeşlerimiz siyasetten kenar diyorlar- sosyal ve kültürel alanlarda iş birliği, yakınlaşma ve en önemlisi birbirimizi anlama üzerine çalışmalar yapalım. Bu (her iki) toplum olarak hepimizin vazifesi. Kolay değil, uzun vadeli, sabır ve anlayış gerektiren bir çaba olacak.

NOT: Çok kısa bir anekdot. 1991 yılında Bakü’de bir taksi şoförü ile ücretle alakalı tartıştıktan sonra kahkahalarla güldüm. Yanımdakilerle şoför de şaşırdı. Dedim ki, “Yüz yıl sonra Bakü’ye gelip kavga etmek az bir şey mi?”                            

 

BİR MİLLET İKİ DEVLET ve AZERBAYCAN…

  Vaktiyle, mahalle arkadaşım kardeşi ile kavgalıydı. Kardeşini eline geçirse parça pürçek edecekti. Dedim ki; “Birgün sana telefon gelse, k...