Bu Blogda Ara

7 Ağustos 2026 Cuma

NE OLACAK FINDIĞIN HALİ! ?..

 

                 


Geçen akşam YouTube’de bir video izledim. Osetya’da Sovyetlerden kalma, terkedilmiş bir bakır madeni fabrikası idi seyrettiğim. Fabrikanın içinde lojmanları, idare binası ve sosyal tesisleriyle beraber hepsi hurda yığını haline gelmişti. Geçmişte de bunun gibi Sovyetlerin çeşitli bölgelerinden videolar izlemiştim.

Her ne kadar oralarda yaşamadıysak da, uzaktan da olsa zamanın ruhunu hissedebiliyoruz. Bu da insana hüzün veriyor. Fabrikanın 1939 kurulduğu kitabesinden anlaşılıyor.

1939’da kurulan fabrika nasıl oldu da birden bire 1990’larda terk edildi. Sanki birileri gelip çalışanlara pılınızı pırtınızı toplayıp terk edin demiş gibi…

Belli ki,

Sistem çökünce fabrika da işlevini yitirmiş, çalışanları ve metalarıyla beraber ekonomik ömrünü tamamlayıp devlete yük olmaya başlamıştı.

Sovyetlere yük değil-miydi?

Sovyet sistemi, fabrikaya (insanlara iş temin etmek gibi)  karlılıktan çok daha farklı gözle bakıyordu besbelli… Kısaca, sistem çöktü, fabrikada çöktü.

Fabrikayı kapatırken, yeni kurulan devletlerin, daha doğrusu rejimlerini değiştiren devletlerin mazeretleri vardı. “Sovyetler zaten bu hantal yapısından dolayı çöktü. Biz aynı hataya düşmeyeceğiz.” Demişlerdir mutlaka.

Fındık,

Geçmiş yıllarda bir arkadaşımla sohbet ederken ona demiştim ki; Karadeniz Sovyetlere karşı NATO’nun “Maginot (majino) hattı” idi. Devlet ve Avrupa Karadeniz köylüsünü, dolayısıyla fındığı desteklemek zorundaydı, bu tehlike geçtiğine göre; fındığı iyi günler beklemiyor demiştim.

Nitekim öyle olma yolunda… Karadeniz gibi dağlık bir bölgeye yakışan, toprak erozyonunu önleyen, fındık ürününden başka küçük ölçekli hayvancılığa elverişli, dallarının ve kabuğunun yakacak olarak kullanıldığı, devamlı çalışma gerektirmeyen tam Karadenizliye göre bir ürün. (Elbette burada ironi yapıyorum.)

Fındık tarımının zaman içindeki sürecine baktığımızda; Alet, eda-vatlardaki gelişimi haricinde… Fındık tarımının ürün verimliliği, ürün kalitesi, katma değer gibi alanlarda hiçbir gelişimini göremiyoruz. Hatta verimlilik konusunda geriye bile gidiyoruz.

Fındığın bu duruma düşmesinin tek bir nedeni yok elbette. Köyden şehirlere göç, ailelere düşen fındık alanlarının küçülmesi, Karadeniz’in sarp arazisinden dolayı (diğer ülkelere göre) üretim maliyetinin yüksek olması, fındık ağaçlarının yaşlanması vs.

Bütün bunlar tamam,

Tamam, olmayan geçmişte fındığa ekonomik getiriden çok, stratejik ürün olarak bakan devletin bu düşüncesinden vazgeçmesi.

Bu kanıya şuradan varıyorum,

Geçmişte 500-600 bin tonla neredeyse bütün Karadeniz’in gelir kaynağı olan, ülkeye önemli ekonomik girdi sağlayan böyle bir ürün konusunda ( araştırma-geliştirme, uzman, katma değer konularında çalışma veya teşvik gibi) devletin gözle görülür çalışma ve yatırımı olmaması.  Ürünü üç kuruş fazlaya almak, dönüm parası, gübre teşviki gibi şeyler ülke geneline şamil, iktidar uygulamalarından başka bir şey değildir. Mesela, devlet hiçbir zaman, dönüme karşılık gelen ürün verimini nasıl artırabiliriz çalışma yapmadığı gibi, aklının ucundan bile geçmemiştir. Bu gelmiş geçmiş bütün iktidarlar için böyle olmuştur.

Bugün,

Fındık bahçelerini kesip başka bir ürüne dönemeyeceğimize göre, bu milleti de Karadeniz’den kovamayacağımıza göre, aç da bırakamayacağımıza da göre…

Devletin,

Sovyet örneğinde olduğu gibi, “ben gidiyorum kardeşim, ne haliniz varsa görün” diyemeyeceğine göre…

 Şimdi ne olacak bu fındığın hali?

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

NE OLACAK FINDIĞIN HALİ! ?..

                    Geçen akşam YouTube’de bir video izledim. Osetya’da Sovyetlerden kalma, terkedilmiş bir bakır madeni fabrikası idi seyre...