Geçtiğimiz
günlerde yeni dolmuş sistemi ve güzergâhları devreye girdi. İyi de oldu. Yeni güzergâhlar
belirlendi. Vatandaşların dolmuşlara ulaşımı daha da kolaylaştı. Ödeme sistemi
kartlıya döndü. Para üstü dertleri kalktı. Artık durak harici indirme,
bindirmeler olmayacak. Herhalde trafik bir nebze rahatlamıştır.
Ancak
benim dikkatimi çeken bir başka durum var. “Zannederim Ünye medenileşmek
konusunda bir adım daha attı.”
İlimiz
Ordu’da dolmuşa bindiğimde, dolmuşların genel haline ve yolcularla şoförlerin
davranış biçimlerine gıpta ederdim. Kural, disiplin, nezaket kendini
hissettiriyordu. Bizimkilerin eski halini sormayın gitsin. Mesela, olur almaz
yerlerde şoföre “beni indir” emirlerini çok duyardım. Yolcunun dolmuş daha
yirmi metre gitmeden “beni indir” emrini duyan şoförün ne hallere girdiğini
hisseder gibi olurdum. Bazı şoförler aldırmaz gibi görünseler de… Frene sertçe
basarak ruh hallerini hissettirirdi. Kimi şoförlerde kabaca “olur” derdi. Ya da
şoförlerin kaba bir sertlikte “ücretlerini ödemeyenler” naralarını işitmelere
alışkındık.
Tüm
bu alışkanlıklardan dolayı “halk yeni sisteme nasıl alışacak?” diye merak
ederdim. Mahcup oldum, (arada bir geçkinlerin ve şehre arada bir gelenlerin
acemilikleri haricinde) vatandaşlar gayet güzel uyum sağlamışlar. Bu emre itaat
kültüründen mi yoksa serde olan medeniyete hasretlikten mi? Bilemem. Ama gayet
de güzel uyum sağlamış halkımız. Bunda şoförlerin disiplinli ve nezaketli
davranışlarının etkili olduğundan da eminim.
Kuralların
ve buna bağlı olarak disiplinlerin pek kabullenilemeyecek kavramlar gibi
gözükse de, zaman içerisinde karakter haline gelir. Bu da medeni yaşamın ayak
izleridir bence.
Burada
değinmeden geçemeyeceğim. İdeolojik söylem ve dayatmalar toplumu belki bir kalıba
sokarlar ama medeniyeti getirdiğine inananlardan değilim. Mesela adım başı
camii yapsanız bile, leş kokulu çoraplarla camiye girişin hoş olmadığını
öğretmezseniz, medeniyetin yanından bile geçmemişisiniz demektir. Ya da
sabah-akşam Atatürk’e methiyeler düzseniz bile… Eğer vatandaşa üstenci
bakıyorsanız ve hor görüyorsanız bu sizin medeniyetten nasibinizi almadığınızın
işaretidir.
Dolmuşların
bu yeni sistemle çalışması, Ünye’de trafiği bir nebze rahatlatmıştır dedim.
Buradan yola çıkarak; Son aylarda Ünye’ de birtakım trafik düzenlemeleri
yapılıyor. Bu işin görevlileri her halde şehrimizdeki (özellikle son yıllarda)
trafik keşmekeşliğine çare olsun diye yapıyorlar bu düzenlemeleri.
Bu
işin uzmanı değilim. Derde çare ne kadar olur bilemem. Yaşım ve mesleğim gereği
bildiğim bir şey varsa, o da tüm bu yeni uygulamaların geçici çözümler
olduğudur. Büyüyen çocuğa eski urbalarını oldurmak için yapılan tadilatlara
benziyor.
Vaktiyle,
Ünye’de
trafik konusunda ilk düzenlemelerin rahmetli Cerrahoğlu döneminde yapıldığıdır.
Mevcut yollar genişletildi, yeni yollar açıldı. Her ne kadar epeyi
homurdanmalara neden olsa bile, şehrimizi epeyi rahatlattığı da inkâr edilemez.
O zamandan beri lokal çözümler haricinde esasa girilmedi.
Şimdi
yol ayırımına geldik. Yani köklü çözümler üretme ve yeni güzergâhların
oluşturulması vakti geldi, geçiyor bile.
Bunlar
neler olabilir? Ahkâm kesecek değilim. Diyeceğim sadece şu olabilir. “Bu iş
(cumhuriyet meydanında olduğu gibi) ne oda başkanlarının toplantısı ile ne de
(vakti bol) “Ünye sevicilerin” ilk akıllarına geldiğini söylediği ile olur. Bu
tamamen uzmanların aylarca çalışıp ürettikleri çözümlerle olur. Ama “maaşlı
uzmanların” değil, profesyonel uzmanların çalışmaları ile mümkündür. Tabii işverenin
ne istediğini bilecek zekâya ve kesesindeki cukkaya da bağlı.


