Son otuz yıldır çok şeyler oluyordu
zaten. Mesela… AKP’nin bile iktidara gelmesi insanlara “anaa” dedirttirdi. Ama
unuttuk. Ondan önce de 28 Şubat süreçlerini yaşadık.
1999 genel seçiminde CHP baraj altında
kaldı. Ecevit’in DSP’si %22 oy aldı. 2002 seçimlerinde CHP yaklaşık %20, DSP
%1’de kaldı. AKP %34 oyla birinci parti olurken CHP hariç diğer partiler baraj
altında kaldı. Sonrası malum…
Tüm bunlar teorik olarak “olabilir”,
ama normal şartlarda olması muhtemel olmayan şeylerdi.
Ayrıca,
Normal şartlarda ve kısa zamanda bu
denli büyüyemeyecek bir cemaat, ülkemizde olduğu kadar dünyada da dal budak
saldı. Sonunda, 2016 Temmuzunda bir gecede tasfiye edildi. Onlarla beraber kimler ve neler tasfiye edildi?
Not olarak belirtelim; Atatürkçülerin
medar-ı iftiharı ordunun üst kademesi (şu veya bu nedenlerle) görev dışı
edildi. Yine “anaaa” dedik.
Hayat devam ediyor,
Elbette bütün bu olaylar
gerçekleşirken “kitabına uygun” hadiselerin gerçekleşmesi, nedenlerin oluşması
lazımdı. Öyle de oldu.
Bugünlere gelelim,
Görünen o ki; ( O ne ise!..?)Neticeye
henüz varılmadı. Oyun devam ediyor.
Şunu da araya sıkıştıralım. Eğer bir
neticeye varılmak isteniyorsa- ki isteniyor- her şey kitabına uygun(muş) gibi yapılır.
Ama bir farkla, kitabı okurlar ama “kendilerine göre yorumlarlar.” Siz buna
ister “hinlik” deyiniz veya başka bir şey… Ama bunu yani kitabı tersinden okuyanlar
kadar dinleyenler de bilir. Kısaca… Bütün bunlar biz avam takımı için çok
bilinmeyenli film gibidir. Bizim gibiler, oğlan kızı neden öptü? Sorusunu
sormaktan esas ayrıntıları kaçırırız. Ve filmin sonunda “anaa” deriz. Zaten
filmin senaryosu bizim “anaaa” dememiz için böyle yazılır. Çünkü avam bildik,
alışık olduğu şeylerden hoşlanır, değişmesini de istemez.
Ya yönetmen ve oyuncular?
Genelde sonucun nereye varacağını
tahmin etseler de, çoğunlukla kazık yerler. Filmin bir yerinde esas oğlan sahne
dışı kalır. Yönetmen yediği kazığı fark etse de, yapacak bir şeyi yoktur. Esas
iş yapımcıda ve iaşeyi sağlayanda biter. Onlar öyle takdir etmiştir. Biz avam
takımı hala “esas oğlan” için yanıp tutuşuruz. Ama hiçbirimiz “filmin esas
amacı ne idi?” Diye sormayız. Filmin sonunda yine “anaaa” deriz ama iş işten
geçmiştir. “Esas oğlan amma da kofmuş” demekten başka yapacak bir şeyimiz
yoktur. Kendi kendimize (öyle olsaydı, böyle olsaydı gibi) senaryolar üretir,
birbirimizle kavga ederiz.
Şimdi, konudan biraz ayrılmış gibi
yapalım,
Kurumlar zaman içerisinde değişime
uğrarlar. Değişen şartlarda kendilerini devamlı yenilemek durumundadırlar. Yenileyemezlerse tasfiye olurlar, oyun dışı kalırlar.
Yenilenme iki şekilde olur. Birincisi
kendi bünyelerinde yaptıkları operasyonlarla. Bu sancılı olur. Parçalanmaya
kadar gider. Bunun için öncelikle irade ve dirayet gereklidir. Olmazsa yandı
gülüm keten helva.
İkincisi, dışarıdan zorlamalarla,
müdahalelerle olur. Çünkü sistem der ki “sen bana lazımsın, ama sisteme uyman
gerekir. Yoksa helak olursun.” Sistem bunda haklıdır ya da haksızdır. Ama böyle
der. Mesela, (diyelim ki bu parti ise) “yoksa bazı partiler gibi kırk kere
kapatılır, kırk kere yeniden kurmak zorunda kalırsın. Sen bilirsin.” Ya da
tıpkı 2001’de olduğu gibi senden (arı kovanında olduğu gibi) oğul attırıp bir
başka partiye devşirilirsin. Hem ana
mecrandan saptırılırsın, hem seçmenlerin konsolide edilir ve hem de (amaçlar
doğrultusunda)kullanılırsın. Olur mu olur…
Bir başka şey de olabilir. Ana partide
temizlik yapılır, bu sefer o evrimleşir, sisteme uyar. Sana da “var oyna, git
oyna” denir. Yakın tarihimizde görmedik mi! Her iki ihtimalde yapımcısına uyar.
Biz avam takımı da hep “anaaa” demeye
devam eder, bu arada birbirimize düşeriz. Çünkü kaderimiz bu…
NOT; Kurban Bayramınızı sağlık ve huzur içerisinde geçirmeniz dileğimle kutlarım.