Rahmetli Ulu
Büyük Dedem arada bir hayret ifadesini bu sözlerle ifade ederdi. “Bir yaşıma
daha girdim.” Bu yıl böyle olacak galiba…
Her yıl
olduğu gibi yaza girerken rehavete gireceğimiz yerde… Bu yıl her gün bir başka
şeylere şahit oluyoruz. Şimdi de kısaca” açılım” meseleleri bu sıcakta bizleri
meşgul etmeye başladı. Ağustos sıcağımdan daha fazla terletir oldu.
Ancak,
“Büyüklerimiz”
memleketi düzene sokmakta mahir oldukları için bu konuda (her ne kadar bazı kankanlarım
hop oturup, kalksalar da) hiçbir tereddüdüm yok. Onlar işlerini bilirler.
Benim aklım
fikrim fındıkta. Geçen gün bir yaşıtım “Yakup aha biz geldik gidiyoruz, bundan
sonra beş-on sene idare ederiz zahir. Geride kalanlar düşünsün.” Dediğinde “adama
bak ne de rahat” diye geçirdim içimden.
Öyle ya,
Yıllarca
fındıkla cebelleş et, sonra gelinen nokta “sat anasını bak keyfine” modu.
Arkadaşım da haklı. Gençlerin lügatinde fındık denen nesne yoksa biz ne
yapalım? Değil mi ya…“al emekli maaşını yat aşağı.”
Diyecekseniz
ki,
Başlıktaki Cihangir
Şimşek’le fındığın ne alakası var? Malum olduğu üzere Cihangir Şimşek
payitahtımız Ordu’nun Yeni Parti il başkanı. Bu yönüyle bağlantılıyız. Diğer
yönüyle Ünye’nin eniştesi ve ilave olarak bir masada sohbet etmişliğimiz var.
Zannetmeyin
ki,
Cihangir
Şimşek’i eleyip beleyeceğim. Hani ileride lazım olur kabilinden. Dedim ya…
Unumu eledim, eleğimi duvara astım. Çoluk çocuğun da keyfi yerinde. Bu yaştan
sonra bize Çakır-tepede iki kulaç yer yeter. O da dünden hazır.
Bizim gibi
kemale ermişler hele de yazar takımındansa bir açtılar mı ağızlarını
durduramazsınız.
Rahmetli
anacığım (nereden öğrenmişse) “kara şanzımanla yeni Vabis yapılmaz.” Derdi.
Malum,
Ağustos ayı üskelek ayıdır. Bir gün rahmetli anam üskelekli bulguru elemişti de…
“Alta düşenden bir pilavlık çıkar” demişti. Sefillik diz boyu… Ziyan olmasın
kabilinden.
Bir de şunu
derdi,
“Kocamana
yeni urba giydirmekle damat edilmez.”
Bunlar hep
dost yarenlikleri. Aziz arkadaşıma (yaşını başını almış ve yazar takımından
olarak) naçizane, şu Ünye takımına bir hal çaresi bul. Yoksa bırakalım Vabis’i
kara şanzımanı arar oluruz. Derim. Bu birincisiydi…
İkincisi,
Öteden beri
biz “Ünyelüler” Orduluları başımızda “horoz biliriz. Bize çaktırmadan yapın bunu ki inat mı murat mı? Demeyelim. Eskiden başımıza Ankara kâhyaydı. Büyükşehirden sonra birdi iki
oldu. Sebep olanlar utansın.
Üçüncüsü,
Yönünüzü
Ankara’nın ağalarına çevirip “emriniz olur” demeyin. Bölgesel sorunlara
kendiniz parmak atın. Siz çözüm üretin, merkezi siz yönlendirin. Yoksa seçimden
seçime ağalar için yarış atı gibi koşturursunuz.
Dördüncüsü,
Gelen
milletvekiline hesap veren değil, hesap soran olun.
Kıssadan hisse
kabilinden… Daha ne diyeyim!?..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder