Bu Blogda Ara

22 Eylül 2026 Salı

YAZIK OLDU DENİZLERE

 




Her şeyin bir tadı vardı. Bizim gibi yaşı kemale ermişlerin sıkça dillendirdiği bir cümledir. Hele de bugünlerde…

Gerçi, insanlık tarihinde daima yaşı orta yaşı aşanlar geçmişi kutsayıp, yaşadıkları andan şikâyet ederler. Başta genç nesil olmak üzere, toplumdan, yedikleri, içtiklerinden “dem vururlar”. “Daha kötüsünü görmedim.” Peşine ilave ederler “Allah beterinden saklasın.”

Galiba günümüzün farklılığı var diğer zamanlardan. Teknoloji hızla evrimleşiyor. Bununla birlikte toplum da buna ayak uydurmaya çalışıyor. Ayak uydurmaya çalışırken değişiyor. Farkına varsak da varmasak da… İstesek de istemesek de…

Fındık bile pes etti. Birçok üretici keşke toplamasaydım, zarar ettim diyor. Bir arkadaşım “gelecek sene fındık bahçeme isteyen istediği kadar toplayabilir diye tabela dikeceğim.” Dedi.

Konum fındık değil, sadece latife olsun diye yazdım.

Biz yetmişler kuşağı olarak hayatı çok ciddiye almışız galiba. Öyle ya; Geçim sıkıntısının yanı sıra memleketi düşman elinden kurtaracağız diye “dava adamı” olup çıktık. Sonra, gün geldi birileri “siz kim, dava adamlığı kim” diye kafamıza balyoz indirip (ruhen ve bedenen) tarumar etti. Kulaklarımızdan çekip “bir daha yapma çocuğum deyip iki şaplak atmadılar.”

Helak edilenlerimiz son anlarında ya da (Ülkücülerin adlandırmasıyla) Medrese-i Yusufiye’de “keşke” demişler-midir? Hiç zannetmiyorum. Davaları için bedel ödediklerini düşünmüşlerdir. Gittikleri yol, yöntemleri doğru-muydu, yanlış-mıydı? Tartışılır. Ama dillerinde ne varsa yüreklerinde de o vardı. Elbette toplum da kendine göre değerleri vardı. Hayatlarını bu değerler üzerine yaşamaya çalışırlardı.

Bugün geldiğimiz noktada yetmişten geriye kalan bir ayağı çukurda olanlar dâhil nerelere evirildik? “Yaşadık bir kere” deyip köşemize çekilip, tefekküre mi daldık? Ya da sabah akşam önümüze gelene veryansın yapıp kafa mı şişiriyoruz? Muhtemel, her ikisi de mevcut günümüzde…

Ama gerçek olan bir şey var ki; Nerelere evrilirsek evirilelim “malın değeri” ucuzladı. İnancın da, davanın da, kısaca yaşamın da… Hani eskinin (her ne olursa olsun) yerine geçenler daha değerli olsa. Veya denk düşse…

Toplum elbette bir yerlere varacak. Bu böyle gitmez. Gün gelir toparlanır. Ama ne zaman? Arkamızdan gelenler her şeyin ucuzunda, Bırakalım geleceği bugünü kavramaktan acizler. Önden gidenler ise zaten kendi dertlerinde. Bugünküleri hiç sormayın. Geçmişi kavrayamadılar ki geleceği şekillendirsinler.

Geçmişi kavrayacaksın, ders alacaksın, bugünü anlayacaksın, geleceği şekillendireceksin!.. Zor iş vesselam.   

Yeniler eskileri merak etmiyor, bugünküler ise eski nakaratları yeni sazlarla çalıyor. Üstelik bir de marifetlerine alkış bekliyorlar. Eskilerin bir sözü vardı. Gel de hatırlama…”Her iş ayağa düştü.”

Kocaldık ya… Zaman zaman gözüm dalıyor, eskilere gidiyorum.  “değmedi be Denizler” diyorum… Sahi değdi mi? Yoksa ben mi ileri derecede melankoliğim?

 






Hiç yorum yok:

YAZIK OLDU DENİZLERE

  Her şeyin bir tadı vardı. Bizim gibi yaşı kemale ermişlerin sıkça dillendirdiği bir cümledir. Hele de bugünlerde… Gerçi, insanlık tarihi...