Her şeyin bir
tadı vardı. Bizim gibi yaşı kemale ermişlerin sıkça dillendirdiği bir cümledir.
Hele de bugünlerde…
Gerçi,
insanlık tarihinde daima yaşı orta yaşı aşanlar geçmişi kutsayıp, yaşadıkları
andan şikâyet ederler. Başta genç nesil olmak üzere, toplumdan, yedikleri,
içtiklerinden “dem vururlar”. “Daha kötüsünü görmedim.” Peşine ilave ederler
“Allah beterinden saklasın.”
Galiba
günümüzün farklılığı var diğer zamanlardan. Teknoloji hızla evrimleşiyor.
Bununla birlikte toplum da buna ayak uydurmaya çalışıyor. Ayak uydurmaya
çalışırken değişiyor. Farkına varsak da varmasak da… İstesek de istemesek de…
Fındık bile
pes etti. Birçok üretici keşke toplamasaydım, zarar ettim diyor. Bir arkadaşım
“gelecek sene fındık bahçeme isteyen istediği kadar toplayabilir diye tabela
dikeceğim.” Dedi.
Konum fındık
değil, sadece latife olsun diye yazdım.
Biz yetmişler
kuşağı olarak hayatı çok ciddiye almışız galiba. Öyle ya; Geçim sıkıntısının
yanı sıra memleketi düşman elinden kurtaracağız diye “dava adamı” olup çıktık.
Sonra, gün geldi birileri “siz kim, dava adamlığı kim” diye kafamıza balyoz
indirip (ruhen ve bedenen) tarumar etti. Kulaklarımızdan çekip “bir daha yapma
çocuğum deyip iki şaplak atmadılar.”
Helak
edilenlerimiz son anlarında ya da (Ülkücülerin adlandırmasıyla) Medrese-i
Yusufiye’de “keşke” demişler-midir? Hiç zannetmiyorum. Davaları için bedel
ödediklerini düşünmüşlerdir. Gittikleri yol, yöntemleri doğru-muydu, yanlış-mıydı?
Tartışılır. Ama dillerinde ne varsa yüreklerinde de o vardı. Elbette toplum da
kendine göre değerleri vardı. Hayatlarını bu değerler üzerine yaşamaya
çalışırlardı.
Bugün
geldiğimiz noktada yetmişten geriye kalan bir ayağı çukurda olanlar dâhil
nerelere evirildik? “Yaşadık bir kere” deyip köşemize çekilip, tefekküre mi
daldık? Ya da sabah akşam önümüze gelene veryansın yapıp kafa mı şişiriyoruz?
Muhtemel, her ikisi de mevcut günümüzde…
Ama gerçek
olan bir şey var ki; Nerelere evrilirsek evirilelim “malın değeri” ucuzladı.
İnancın da, davanın da, kısaca yaşamın da… Hani eskinin (her ne olursa olsun)
yerine geçenler daha değerli olsa. Veya denk düşse…
Toplum elbette
bir yerlere varacak. Bu böyle gitmez. Gün gelir toparlanır. Ama ne zaman? Arkamızdan
gelenler her şeyin ucuzunda, Bırakalım geleceği bugünü kavramaktan acizler. Önden
gidenler ise zaten kendi dertlerinde. Bugünküleri hiç sormayın. Geçmişi
kavrayamadılar ki geleceği şekillendirsinler.
Geçmişi
kavrayacaksın, ders alacaksın, bugünü anlayacaksın, geleceği
şekillendireceksin!.. Zor iş vesselam.
Yeniler
eskileri merak etmiyor, bugünküler ise eski nakaratları yeni sazlarla çalıyor. Üstelik
bir de marifetlerine alkış bekliyorlar. Eskilerin bir sözü vardı. Gel de
hatırlama…”Her iş ayağa düştü.”
Kocaldık ya… Zaman
zaman gözüm dalıyor, eskilere gidiyorum. “değmedi be Denizler” diyorum… Sahi değdi mi?
Yoksa ben mi ileri derecede melankoliğim?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder