
Bu Blogda Ara
21 Temmuz 2015 Salı
Haktır Bana! Şaha Biat Etsem Beni İmam Yapar mı ki?

1 Temmuz 2015 Çarşamba
Fİ TARİHİ…
MİHENK TAŞI…
24 Haziran 2013 Pazartesi
GEMİ UFUKTA KAYBOLURKEN...
14 Haziran 2013 Cuma
YOKSA NEFSİN AHLAKSIZ ÇIKARCILIĞI MI?

"Ne çıkar
bahtımızda ayrılık varsa yarın…
Sanma ki hikayesi şu titreyen
dalların.
Düşen yaprakla biter…
Böyle bir kara sevda, kara toprakla biter."
Zeki Müren’den muhayyerkürdi
şarkısını dinlerken...
Dün baharı düşündüm… Ulu Meşemin dibinde…
Akkuşun serin yelleri gözlerimdeki hüznü silerken…
Yeniden doğmanın sevincini yaşarken tabiat,
toprağa karışmış gazellerden kuvvet aldığını biliyor-muydu acaba?
Var olmanın hazzı, yaşama veda etmenin sebebi
mi olmalıydı?
Ya da bir kutsal dönüşümün kabullenmişliği ile
tefekkür etmek…
Bu ne kutsal duygu, bu ne metanet Rabbim,
gelirken dünyaya gitmeyi kabullenmek…
Sessiz,
sedasız ve onca çetrefil, nefis kokan yolları arşınlarken…
Acaba bir hatıra bırakmak-mıdır, yoksa dünyaya tutunmak-mıdır?
Evlat bırakmak terk-i dünya ederken.
Ya evlada ne demeli?
Onca
yaşanmışlığın, bunca emeğin ardından…
Kendini bu dünyaya armağan edeni,
Kendi elçeğiyle toprağa uğurlamak…
Yarabbi…
Buna metanet mi demeliyim… Yoksa nefsin ahlaksız çıkarcılığı mı?
29 Mayıs 2013 Çarşamba
BENİ BEKLEME KAPTAN
28 Mayıs 2013 Salı
BALIK AVI
5 Ocak 2012 Perşembe
BEN HİÇ YİRMİ YAŞIMDA OLMADIM Kİ!

Her ikisi de sustular… Uzaklara daldılar… Anlamsızlaştırdıkları dünyalarında kayboldular.
22 Mayıs 2011 Pazar

Her Yol Mubah mı?
Geçen yıl Deniz Baykal’ın başına gelenler bu yıl MHP’li yöneticilerin başına geldi. Anlaşılıyor ki geçen yıl Deniz Baykal’
Aslında dizayn edilmek istenen ne CHP, ne de MHP. Bu iki parti üzerinden Türkiye siyaseti düzenlenmek ve yönlendirilmek isteniyor. Gelin görün ki ülkemiz tiksindirici bu iki olay karşısında iyi sınav verememiştir. Hele de iktidar partisi bu konuda (sözde) savunduğu misyonun tam aksine bir tutum sergilemiştir.
Burada kasetin içeriğini ve müsebbiplerini hoş görecek değilim şüphesiz. Ancak rakip partiyi yıpratacağım diye belden aşağı çalışmak hiçbir dinde hoş görülmeyeceği gibi, iman ehli olduklarını iddia eden kişilerin de başvuracağı yöntem değildir.
Burada bana şunu diyebilirsiniz; Bu kasetleri internet ortamına AKP ya da onun destekleyicileri mi soktu? Böyle bir iddiam yok. Bunun ispatı, şahidi de yok. Burada benim vurgulamak istediğim AKP’nin bu işi fırsat bilmesi, fırsatı ganimete çevirmek istemesidir.
Başbakan Tayyip Erdoğan bundan sekiz-on yıl önce “delikanlı” olarak sunuldu, bu millete pazarlandı. Bizim bildiğimiz, delikanlı gayri ahlakı yollara başvurmadığı gibi bunlara itibar edip faydalanmak istemez. Hatta bu tür yollara başvuranlara karşı durur.
Benim üzüldüğüm ve korktuğum iki şey var. Birincisi bu tür kumpasların, gayri ahlaki yöntemlerin ülkemizde kanıksanması ve mubah olarak görülmeye başlanması. İkincisi ise muhafazakâr ve halkın manevi değerlerinin hiçe sayıldığını iddia ederek ortaya çıkmış bir parti olan AKP’nin buna itibar etmesi. Bu ahlaksızlığa itibar sadece AKP’yi yıpratsa gam yemeyeceğim. Ancak savunduğu fikirler itibarıyla dine zarar verecektir. Bir anlamda muhafazakârlar kendi kendilerini itibarsızlaştırmış olacaklar. Korkum bu.
Demek ki Türkiye’nin yaşadığı süreç o kadar çetrefilli ki ve ülkemizde öyle büyük oyunlar oynanıyor ki sahnedeki oyuncular konumları ne olursa olsun bütün yolları mubah görüyorlar. Ya da görmek zorunda kalıyorlar. Nitekim Deniz Baykal’ın istifasından sonra, önce(mağdura saygı gerekçesiyle) aday olmayacağım diyen Kılıçdaroğlu birkaç gün sonra adaylığını açıkladığında bunun sadece Kılıçdaroğlu’nun şahsiyetiyle alakalı olduğunu zannetmiştim. Lakin başbakanın kaset olayları karşısındaki tavrını görünce ülkemizdeki çatışmanın ne derece derin ve büyük olduğunu anlıyoruz.
Ülkemiz (hangi mevkilerde olurlarsa olsunlar) siyasetçilerinin bu yaşananların içinde figüran olmalarından korkuyorum. Yoksa kalite bu derece aşağı düşmezdi.
Her Yol Mubah mı?
Geçen yıl Deniz Baykal’ın başına gelenler bu yıl MHP’li yöneticilerin başına geldi. Anlaşılıyor ki geçen yıl Deniz Baykal’
Aslında dizayn edilmek istenen ne CHP, ne de MHP. Bu iki parti üzerinden Türkiye siyaseti düzenlenmek ve yönlendirilmek isteniyor. Gelin görün ki ülkemiz tiksindirici bu iki olay karşısında iyi sınav verememiştir. Hele de iktidar partisi bu konuda (sözde) savunduğu misyonun tam aksine bir tutum sergilemiştir.
Burada kasetin içeriğini ve müsebbiplerini hoş görecek değilim şüphesiz. Ancak rakip partiyi yıpratacağım diye belden aşağı çalışmak hiçbir dinde hoş görülmeyeceği gibi, iman ehli olduklarını iddia eden kişilerin de başvuracağı yöntem değildir.
Burada bana şunu diyebilirsiniz; Bu kasetleri internet ortamına AKP ya da onun destekleyicileri mi soktu? Böyle bir iddiam yok. Bunun ispatı, şahidi de yok. Burada benim vurgulamak istediğim AKP’nin bu işi fırsat bilmesi, fırsatı ganimete çevirmek istemesidir.
Başbakan Tayyip Erdoğan bundan sekiz-on yıl önce “delikanlı” olarak sunuldu, bu millete pazarlandı. Bizim bildiğimiz, delikanlı gayri ahlakı yollara başvurmadığı gibi bunlara itibar edip faydalanmak istemez. Hatta bu tür yollara başvuranlara karşı durur.
Benim üzüldüğüm ve korktuğum iki şey var. Birincisi bu tür kumpasların, gayri ahlaki yöntemlerin ülkemizde kanıksanması ve mubah olarak görülmeye başlanması. İkincisi ise muhafazakâr ve halkın manevi değerlerinin hiçe sayıldığını iddia ederek ortaya çıkmış bir parti olan AKP’nin buna itibar etmesi. Bu ahlaksızlığa itibar sadece AKP’yi yıpratsa gam yemeyeceğim. Ancak savunduğu fikirler itibarıyla dine zarar verecektir. Bir anlamda muhafazakârlar kendi kendilerini itibarsızlaştırmış olacaklar. Korkum bu.
Demek ki Türkiye’nin yaşadığı süreç o kadar çetrefilli ki ve ülkemizde öyle büyük oyunlar oynanıyor ki sahnedeki oyuncular konumları ne olursa olsun bütün yolları mubah görüyorlar. Ya da görmek zorunda kalıyorlar. Nitekim Deniz Baykal’ın istifasından sonra, önce(mağdura saygı gerekçesiyle) aday olmayacağım diyen Kılıçdaroğlu birkaç gün sonra adaylığını açıkladığında bunun sadece Kılıçdaroğlu’nun şahsiyetiyle alakalı olduğunu zannetmiştim. Lakin başbakanın kaset olayları karşısındaki tavrını görünce ülkemizdeki çatışmanın ne derece derin ve büyük olduğunu anlıyoruz.
Ülkemiz (hangi mevkilerde olurlarsa olsunlar) siyasetçilerinin bu yaşananların içinde figüran olmalarından korkuyorum. Yoksa kalite bu derece aşağı düşmezdi.
2 Mayıs 2011 Pazartesi
NE OLACAK FINDIĞIN HALİ! ?..
Geçen akşam YouTube’de bir video izledim. Osetya’da Sovyetlerden kalma, terkedilmiş bir bakır madeni fabrikası idi seyre...
-
Esasa girmeden önce şunu belirteyim, Bir proje hakkında konuşabilmek için, proje müellifinin yani tasarım sahibinin açıklayıcı bilgile...
-
Birkaç gün önce Azerbaycan Yeni Musavat gazetesinde okudum. Temmuz 1994’den Mayıs 2020’ye kadar bakanlık yapan Abulfaz Garayev’in servetin...





