Bu Blogda Ara

28 Ocak 2026 Çarşamba

ERMENİLER

 

Aslında bu tür yazılar benim işim değil.

Birincisi, bu konuda alt yapıya sahip değilim. Zaten mesleğim de değil. Havadan, magazinsel ve işe biraz ajitasyon, siyaset de katarak ahkâm kesmek ve ayrıca yazıma birkaç dipnot ekleyerek bilimsellik iddiasında da bulunmam. Üstelik böylesine derin bir konunun, konuya vakıf akademisyen tarihçiler tarafından ele alınması daha doğu olur düşüncesindeyim.

İkincisi, olandan öte, konu siyasi arenada daha çok pirim yapar hale gelmişse, bu demektir ki amaç burada üzüm yemek değil. Dolayısıyla (hangi tarafta durursanız durununuz) olandan bağımsız siyasi katkılarınız çok olacak demektir.

Öyleyse olanın hiç mi kıymet-i harbiyesi yok? Olmaz mı? Elbette var. Acının büyüğü küçüğü olur mu? Ayrıca ateş düştüğü yeri yakar. Acılar her ne kadar küllense de… İnsan fıtratı bu, zaman gelir depreşir, gün gelir kaşınır. Normal ölümlerde bile insan acılara ağıt yakıyor.

Bir de,

Olayların meydana gelişinin zaman ve zemini vardır. Bu çok önemlidir. (Her ne kadar benzetmek doğru olmasa bile) normal kazaların bile tali nedenleri vardır… Ki Ermeni olaylarının hayli, hayli vardır.

O günlerin dünyasına bakalım;

İmparatorlukların yıkıldığı, milletleşmenin teşvik edildiği, etnik çatışmaların körüklendiği, var olma savaşlarının yaşandığı bir devirden bahsediyoruz. Merkezi Dünyada her millet az, çok acılar çekti, göçler yaşadı. Şu nedenle veya bu nedenle Ermeniler de elbette bunlardan nasibini aldı.

Kimi milletler ve dolayısıyla devletler bunlardan dersler çıkardı ona göre daha bilinçlenerek yollarına devam ettiler. Kimileri ise, bu acıları iyi okuyamadılar, dersler çıkaramadılar. İleriki yıllarda aynı çıkmaza yeniden düştürler. Bunlar genelde ya nüfuzca az, devlet kurmuş ama gelişimini tamamlayamamış milletlerdi.

Konumuz Ermeniler,

Ermeniler şöyle oldu böyle oldu bugünkü Ermenistan’da devletlerini kurdular. Ama bu arada şunu da belirmekte fayda var. Ermeniler Anadolu haricinde Erivan, Gence, Karabağ ve özellikle Bakü’de Rusların ayakçılığını yaptılar. Evet… Ruslar vasıtası ile burada kazanımlar elde etmeye çalıştılar. Azerbaycan Türklerine karşı kıyımlar yaptılar.

Yakın tarih, 1988 yılından itibaren Karabağ ve çevresinde Azerbaycan Türklerine karşı olmadık işler yaptılar. 90’dan 1994 yılına kadar çoluk çocuk demeden kırım yaptılar. Daha sert yazıp kışkırtma yapmayacağım. Merak edenler o günün basınını okuyabilir. Ne için? İki karış toprak, bir sırt yükü ganimet için. Değer-miydi? Ruslar olmasa idi güçleri yeter-miydi?

Hani derler ya… Mehmet Akif’in dediği gibi “Hiç ibret alınsaydı tekerrür eder-miydi?” …Ve kazık yemişsiniz. Ama nihayetinde Sovyetlerin koltuğunun altında huzur içinde yaşayabileceğiniz bir ülkeniz olmuş.

Yine akıllanmamış, 1990’da Ruslara güvenip aynı haltı işlemişsiniz. Sonra 2020’de başta Rusya olmak üzere Batılılar sizi yine sattılar. Gerisin geri, yine vatan toprağına sığınmak zorunda kaldınız. Bu arada… Sıralamaya gerek yok, bir sürü insan ve mülk zararlarına uğramışsınız. Ganimet bildiğiniz mülk başınızın belası oldu.

Gelinen noktada, şu andaki Ermeni yönetimi, yani Paşinyan diyor ki “ bizim Ermenistan toprakları haricinde bir iddiamız yok ve olamaz da… Sınırları belli ülkemizde komşularımızla barış ve huzur içerisinde yaşamak istiyoruz.”

Bir anımı anlatıp sözün özüne geleyim,

90’lı yılların başı. Ermenilerin gemi azıya aldığı yıllar. Evinde misafiri olduğum ( Allah rahmetini esirgemesin) Rafiq’e dedim ki “ bizim onlara karşı bir düşmanlığımız yok. Çünkü vaktiyle onlarla iç içe yaşayıp, komşuluk yaptık. Acılarımızı, sevinçlerimizi paylaştık. Eşkıyalar yanlış yapmışsa gariban halkın ne suçu var?” Rafik yaşadıklarının karşısında bunu kabullenemezdi elbette ve bana fena baktı.

Zaman, köprüler kurup, dostlukları geliştirmek zamanı. Bize düşen onlara yardımcı olmaktır. Bilimsel, anı (sözde masumane) her ne ad altında olursa olsun yaraları kaşıma zamanı değil. Yaşanılanlar ders almak içindir, tarih yaraları kaşıyanları affetmez.

 

Hiç yorum yok:

ERMENİLER

  Aslında bu tür yazılar benim işim değil. Birincisi, bu konuda alt yapıya sahip değilim. Zaten mesleğim de değil. Havadan, magazinsel ve iş...