Entelektüel olmak zor zanaat vesselam… Hele de haddinden artık pulun varsa! Ne yapacağını şaşırırsın.
Bir ayağın
çukurdadır. Zamanın ahırına kadar öbür tarafı da düşünmemişsin. Hayır, hasenat
yapayım desen vakit de dolmak üzere. Böyle bir alışkanlığın da yok.
Ama bir
şeyler yapman lazım. Ruh hezeyanlar içeresinde. Önü kısalmış, arkası uzamış…
Ozanın dediği gibi, yolun sonu artık gözükmeye başlamış.
Elden bir şey
gelmez, sonunda karar verirsin…
“Şuraya
kocaman bir anıt dikeyim, yedi ceddimin hayrına. Ünye’de ilelebet payidar
kalayım.”
Çok yönlü düşünülmüş,
taşınılmış… Nahcivan modeli, su deposu biçimli, Japon anlamlı. “İçinde de varıp
oynayayım, gidip oynayayım.”
Her ne kadar,
Doğmamış olanın
bütünü henüz peydahlanmamışsa bile… “Doğacak oğlak gelişinden belli olur.” Derdi
rahmetli atam.
Nahcivan modeli,
su deposu biçimli, Japon anlamlı.
Kısaca…
Kendisi gibi… Nereye koysan uymuyor. “Değil iki arada, üç beş arada bir derede.”
Ünye’nin en
güzel yerlerinden bir yer… Köşe başı, bir yanı Feneraltı, arkası tarihi
mezarlık yani sit alanı ve hemen öbür tarafı güzelim Çamlık.
Hani eskiden
ev hanesine yasak misafir odaları vardı. Oraya misafirlerden başkası destursuz
giremezdi. Öyle bir yer yani.
Büyükşehir’in
nesine!.. Başkan Allah-u âlem. Kırk yıllık kankasını mı kıracaktı. Meclisi
ondan beter. Eğer meclisin buranın ne anlama geldiği değil, nerede olduğunu
bilirse adımı değiştirmem. Çünkü atamın yadigârı. Ama kırk yıllık bıyıklarımı
kesmezsem neyim!
Ne olacak
canım,
“Buraları
mezbelelikten kurtaracağız.” Çökmenin kibarlığı… Fırsatçılığa yol açmanın uyanıklığı…
Değil de ne yani!
Ama bütün
kabahat İdris Naim’de… Ordu Büyükşehir olacak… Sonra da… Kime özendi ise…
Benim de elim
kırılaydı, zannettiydim ki Ünye Ankara’nın tahakkümünden kurtulur. Meğer
marabalık Ünye’nin ruhunda varmış. Mirasına sahip çıkmamanın/çıkamamanın
hezeyanlarını yaşıyor Ünye. Hoş… Umurunda mı? “Zannettiydik ki atadan, dededen
asalet sahibiyiz.” Meğer yanılmışız.
Bu da ayrı
bir muamma.
Çamlık,
Feneraltı, Yalıkahvesi öksüz… Bayramca, Saraçlı, Çamurlu da öksüz… Kısaca Ünye
öksüz.
Sözün özü,
Yular
boynumuzda… Sahibi ha Ankara olmuş, ha Ordu ne fark eder?